Genel Kadın Kolları

MYP Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şöhret Nil ŞENGÖNÜL 1. Türk Kadın Kurultayı’nda Konuşma Yaptı

Muhafazakar Yükseliş Partisi 14. Mart 2021 Tarihinde düzenlediği 1. Türk Kadın Kurultayı’na çok sayıda katılımcı olmuştu. MYP Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şöhret Nil ŞENGÖNÜL konuşmasında başta ekonomi olmak üzere bir çok konuya değindi

Geçtiğimiz günlerde Muhafazakar Yükseliş Partisi pandemi şartlarına rağmen yüksek katılımla 1. Türk Kadın Kurultayını gerçekleştirdi. Kurultay’da bir çok konu ele alındı.

Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ş. Nil Şengönül‘ün konuşmasının tamamı ;

Bugün burada buluşmamızı sağlayan sayın liderim Ahmet Reyiz Yılmaz‘a sonsuz
şükranlarımı bir borç bilirim .partimiz Kalkınma sürecinin kadın sorunlarının
çözümünden geçtiğini çok iyi bilmektedir.
Ve kadının toplumdaki konumunu etkileyen tüm faktörleri inceleyip değerlendiren
bütüncül bir yaklaşımla ilerlemektedir.
Kadınlar yeryüzü ahalisinin yarısı olduklarından dolayı, sadece kadın
olduklarından kaynaklanan önemden başka, erkekleri yetiştiren, yani insan
topluluğunu terbiye eden ve biçimlendiren de yine kadınlar olduğundan… insanlık
ailesinin mutluluğu kadının eğitiminden geçmektedir.
Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk ‘’dünyada herşey kadının eseridir.’’
Türkiye’de kadının güçlenmesi konusunda Cumhuriyet Dönemi’nden bu yana
atılan somut adımlar olmuştur. Ancak sosyal göstergeler incelendiğinde hala konu
ile ilgili yapılması gerekenlerin varlığı da ortadadır. Yapılması gereken ise gayet
basittir kadının ekonomide var olmasını sağlamak ve gelişmesi için gerekli tüm
desteği göstermek.
Kadınların çağdaş bireyler olmasını temel alarak, kadın sorunları konusunda
ulusal ve uluslararası düzeyde kurslar, seminerler, konferanslar, benzeri faaliyetler
düzenlemek, eğitim almasını ve kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak.
Kadını sadece bir süs bitkisi gibi bir elimde cımbız bir elimde ayna ekonomiden
sorunlarından soyutlanmış bir yaşantı içinde düşünülmesi tamamen yanlış bir
algıdır , asıl olan kadının bütün bir yaşam boyunca ailesi için çırpınan bir
fedakârlık ve özveri sembolü olmasıdır.

Nüfusun yarısını oluşturan kadınların çalışmaması ekonomide var olmaması
demek ekonomi ve üretim gücünün ülkede yarı yarıya düşmesi demektir.

Ülkemizde cinsiyet eşitsizliğinin etkileri sadece sosyal hayatta değil, ekonomik
çevrede de gözlemlenmektedir.

kadın-erkek eşitsizliğinin çok sık görüldüğü toplumlarda iş hayatının büyük bir
kısmını erkeklerin oluşturduğunu düşünebiliriz.

Bu da ülkemizdeki insanların potansiyelinin bir kısmını kullanmak, nüfusumuzdan
tam verimlilik sağlayamamak ve ülke nüfusunun azımsanamayacak bir kısmını

hiçe saymak demektir.

Sayın liderim Ahmet Reyiz Yılmaz bu konuda üzerine düşeni yapacak gerekli
altyapılar ile kadınları da en az erkekler kadar ekonomik hayata dahil edecektir.

Ülkeler için insani gelişme endeksi ile kadın istihdam oranı arasında pozitif bir
ilişkinin varlığından bahsedebiliriz.

insani gelişme endeksi değeri yüksek olan ülkelerde kadın istihdam oranının da
daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz.

Durumun ülkemiz için pek iç açıcı olmadığı aşikâr. Ülkemizde kadının iş
hayatındaki yerinin kıyasladığımız diğer ülkelere nazaran çok daha küçük
olduğunu görmezden gelemeyiz. Ancak Sayın liderimiz bu sonuçları yapıcı bir
biçimde ele alarak ülkemizde gelişmeye açık bir potansiyel nokta fark etmiş ve
bu sorunların çözümüne odaklanmıştır.

İş hayatında cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerektiğinin altını çizerek kadınların iş
hayatına katılımını arttırmanın ülkemiz için kullanılmayan bir potansiyelin
kullanılmaya başlanması demek olduğunu unutmamalıyız.

Endüstri devriminden bu yana kaydedilen gelişmeler
kadının ekonomideki varlığının ümit edilene nazaran oldukça az değiştirmiştir. Bu
durum da ülkenin ekonomisinin asla istenen ölçüde ilerleyememesi demektir.
yapılan bazı incelemeler kadının
haftada evde ve ev dışında geçen çalışma sürelerinin 80 saate kadar çıktığını
göstermektedir. bu kadar emek ve çalışmanın faydasının gelecek nesillere
aktarılması ise ancak kadının tüm gücü ve dik duruşuyla ekonomide var
olmasından geçmektedir. Aksi takdirde bu kadar çaba beyhude bir yorgunluktan
başka işe yaramayacaktır.
Alınan önlemler verilen uzun mücadelelere rağmen kadınlar için hâlâ dikkati çeken
çok önemli eşitsizlikler mevcuttur. Kadınların içinde bulundukları eşitsizlikleri
iyileştirme çabaları en azından 150- yıldan beri devam etmektedir.

Bütünlüğü olmayan bu reformlar sayesinde zaman içinde
kadınlara bazı haklar sağlanmıştır elbet Ama hepsi yetersiz kalmıştır.!
Kadının çalışma yaşamı ile doğurganlık devresi üst
üste çakışmaktadır. O halde kadının anne olma hakkı ile
çalışma hayatında farklı muamele görmesi arasındaki ayrıcalık bertaraf edilmelidir.
Gerçekte doğum öncesi ve doğum sonrası işten ayrılmalar kadının uzmanlaşması
ve mesleki yükselmesini uygulamada önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Sayın liderim
Ahmet Reyiz Yılmaz ,geçmişimizdeki lider Türk kadınlarının izinden gitmenin
gerekliliğini ve ülke ekonomisini şahlandıracak gücün kadının dik duruşunda saklı
olduğunu çok iyi bilmekte ve önce kadın demektedir. Çünkü biz biliyoruz ki bir
kadın dünyayı değiştirir.
Ama kadın günümüzde ücret eşitsizliği, istihdam eşitsizliği, meslek ve statü
eşitsizliği gibi çalışma hayatıyla mücadele etmek zorunda bırakılmakta ve iş
yaşamından tamamen soyutlanmaktadır. Eşit işe eşit ücret ilkesi ise halen sınırları
ihlal edilen ve büyük mücadele gerektiren bir konu olmaya devam etmektedir.
Kadın bakıma muhtaç ikinci sınıf kişi olarak algılandıkça ekonomide ülke olarak
ileriye dönük gerçek bir adım atılamayacağı ortadadır. Bu algıyı şöyle
örnekleyeyim
bir muhasebeci ile mülakat yapan ve kadın
çalışmasına karşı erkeklerin tutumunu tespite çalışan bir
araştırmacı aile reisi olan erkeğe soruyor:
«— Çocukların var mı?
— Tanrı bana yardımcı olmadı. Karım 7 çocuk doğurmasına karşın bu çocukların
4 ü yaşıyor.
Eşin çalışıyor mu?
— Hayır, karım evde oturuyor.
— Eşin gününü nasıl geçiriyor?
— Sabah 4 de uyanır, sobayı yakar ve
kahvaltıyı hazırlar. Daha sonra çamaşırları
yıkar. Takiben alış-veriş yapar ve eve dönerek
öğlen yemeğini pişirir.
— Öğlen yemeğine eve mi gelirsin?
— Hayır, evden aşağı yukarı 3 km. olan işyerime karım getirir.
— Daha sonra eşin ne yapar?

— Karım bütün gün çocuklarla meşgul olur. Akşam yemeğini eve geldiğimde hazır
bulmak isterim.
— Yemekten sonra eşin derhal uyumaya gider mi?
— Hayır, ben giderim. Onun saat 9’a kadar evi toplaması gerekir.
— Fakat siz eşinizin çalışmadığını söylediniz.
— Tabii karım çalışmaz. Size söyledim ya o evde oturur.»
Tabbi ki Kadının evde olması daha az çalıştığı anlamına gelmez kadınlar hep çok
çalışan ve çok yorulan yarını yapan emekçidir. Bu emeği hem kendimiz hem çoluk
çocuğumuz hem de ülkemiz için verimli hale getirmek de yine biz kadının
elindedir.
Kadnın ekonomik düzendeki hakları için gerek çalışma yasalarıyla gerek
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tavsiye ve sözleşmeleriyle, koruyucu önlemlerin
de alındığını görüyoruz. Fakat ne var
ki bu önlemler yeterli derecede- etkin olamamış ve sonuçta bu düzenlemeler
düşük ücretli, düşük statülü işlerin kaçınılmaz şekilde, kadınlara özgü işler olarak
süregelmesine neden olmuştur.
Kadınların ekonomide var olmak için talepleri Eşit ücret, çocuk bakımı
olanaklarının sağlanması, doğum izinlerinin uzatılması, eğitim ve öğrenimde,
istihdam ve terfihlerde ve yasalar karşısında eşitlik talepleri olarak sıralanabilir.
Kuşkusuz bu talepler radikal nitelikte istekler değildir
ve toplumun yeniden yapılandırılmasını gerektirmemektedir. Bu taleplerin amacı
sadece ekonomik kaynaklardan kadınlara biraz daha fazla pay verilebilmesiyle
ilgilidir.
Özellikle modern endüstri toplumunda kadın, şahsiyetini geliştirmek, ev
hizmetlerinin yeknesaklığından kurtulmak ve kendi becerilerini ispat etmek için
çalışma hayatına katılabilir.
Az gelişmiş ülkelerdeki duruma bakacak olursak bu ülkelerin önemli bir kısmında
kadınlar «adeta pirinç ayıklamaya ve kocasının insafına kalmaya mahkûm
edilmişlerdir. Gerçekten gelişme seviyesi düşük toplumda horlanan hatta
doğumuna dudak bükülen kadın, çocukluk ve gençlik yıllarını geleneklerden gelen
baskılar altında sürdürecek, daha düşük bir eğitim düzeyine razı gelecek, özellikle
kırsal kesimde sonra yeni bir Dünya’ya geçiş için yapacağı evlilik ayrı bir dramın
konuşu olacaktır.
kadın her şeyden once ekonomik bağımsızlığını kazanmalı ve ayaklar üzerinde
durmalıdır. Ancak bu koşullar altmda kadınlar cehaletten ve istismardan
uzaklaşabilecek gücü toplamış ve Özgürlüğe doğru atılan bir adımla bir sonraki
adımın daha kolay atılabilmesini sağlamış olacaklardır..
Ahmet Reyiz Yılmaz liderliğinde Muhafazakar Yükseliş Partisi olarak kadının insan
haysiyetine uygun biçimde ücretli, sosyal güvenliğe sahip bir istihdam yapısı içinde çalıştığı bir Türkiye yapılandıracağız. Bu yapısal değişme içinde kadının
eğitim, sağlık, eşit’ muamele, istihdam sorunları da kendiliğinden çağdaş çözümler
bulacaktır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Related posts

MYP lideri Yılmaz: ‘Seçime katılabilen parti aday da gösterebilsin’

Şenol Doğan

MYP Kadın Kolları Üyesi : Partimiz gücüne güç katan kadınlardan aldığı destek ile halkın huzuruna çıkıyor!

Şenol Doğan

YSK, seçime girme yeterliliğine sahip 17 partiyi açıkladı

Şenol Doğan

Yorum Yap